28.05.2010

beni düzenli aralıklarla arayan 216'lı numara.bil ki cevap vermeyişim istemli değil.5 kez aramışsın ama hiçbirinde telefon yanımda yakınımda değildi.
tabiğ şimdi sen kesin überalles bis Sıçrak sapığısın blogumu falan takip ediyorsun,ondan yazdım ben bunu buraya.
hıhı.

27.05.2010

grafik falan çizicem birazdan ama tutuyorum kendimi.
İYİ DE NEYE BAKMIŞ
Mayıs 2010 (2)
Nisan 2010 (13)
Mart 2010 (1)
Şubat 2010 (46)
Ocak 2010 (38)
Aralık 2009 (92)
Kasım 2009 (70)

rakamlarla rezilliğimizi gözler önüne seriyim dedim.
sıtarbiçin blogunda görünce aklıma geldi böyle bi blogumuz olduğu.çok ihmal ettim seni sevgi kelebeğim.üzgünüm.
kendimi 3 vakte kadar affettiricem.
söz.
cidden.
<3

25.04.2010

kişisel gelişim kitabı okurken ağlamak kadar saçma bir şey olabilir mi.

21.04.2010



Bu diziyi Ian Somerhalder -dizideki adıyla Damon Salvatore olur kendisi- için izlemediğime ikna olmaya çalışırken düşündüm de; neden öyle diyorsun ki özge dedim, adam hem çok iyi oynuyor, hem İNANILMAZ karizmatik, hem de mimiklerine hayran olmamak elde değil ki. mavi gözlü adamları pek sevmem, açık konuşayım şimdi. mavi göz iticidir bana göre, üstelik aklıma Binbir Gece denen dizideki o pörtlek gözlü adamı getiriyor mavi göz, allah kahretsin ki Ian Somerhalder'la o adamı aynı paragraf içine aldım. ama bu adamdaki göz, göz değil. farklı bir boyuta açılan bir kapı gibi. yanlış da anlaşılmasın, "çok yahuşuhlu pepeqim yhaa"ya getirmek için söylemiyorum bunları. o gözün hakkını veriyor yahu, adam yakışıklı işte. yakışıklılıkla yetenek bir araya gelince ben ben olmaktan çıkarım. bu böyle biline.

ha diziye gelince, birkaç ama sadece birkaç boktan yanı var evet. ama çoğu vampir işine göre oldukça iyi kaçıyor bence. (True Blood bahis dışıdır) garip mimikli kıza rağmen izlenebilitesi mevcut, çok boş vaktiniz varsa tavsiye ederim. en azından bir göz gezdirin derim.

son olarak da DAMON BENİM GAMLI YASLI GÖNLÜME.
Çarşamba günleri okula gitmeyerek neyi kanıtlamaya çalıştığımı anlayabilen varsa lütfen bana da bi anlatsın bi açıklasın bi el etsin.heyır yani cidden çok saçma gelmeye başladı artık.
beni hayata döndüren şarkıyı sizlerle paylaşmak istiyorum sevgili okurlar.olur da bir gün sevgilinizle kankanız sizi boynuzlayıp dağa falan kaçarlarsa birlikte-mekan değişebilir tabi- bu şarkıyı dinleyiniz: Radiorama - Yeti.

Yeti Yeti diye çığrınırken tonlamanızla adeta *yeter ulan mınakoyım* derken parmaklarınızın ön planda olduğu danslarla kendinizi bulacaksınız diyorum.

şarkıyı bulamazsanız falan ben atarım,bana gelin.

NE DE OLSA bu bir sosyal sorumluluk projesidir.
Simge Çırak
benimle butonda konuşma.
27 August 2009 at 12:41

Özge Pehlivan
tamam. seninle bostonda konuşalım.
27 August 2009 at 13:32

Özge Pehlivan
bas ton.
27 August 2009 at 22:59

Voltuvolumuza bakıyor idim de.öyle işte.

20.04.2010

şimdi ne diyim bilemedim.
üç şey söyleyip gidicem.

birincisi bugün evde sıkıntıdan bütün koltuk aralarını, sehpa altlarını ve aklınıza gelebilicek kuytu köşe her yeri yoklayarak yoktan bir 5 lira var ettim. tam 5 lira. dile kolay. sonra o bozuklukların hepsini, ki tahmin edersiniz sayıca çok fazlalardı, götürüp bütünlettim. artık somut bir 5 liram vardı, gözümle görebiliyordum. üstünde 5 lira yazıyordu. sonra da gittim tek dakika beklemeden çatır çatır harcadım o parayı. ne mi aldım? e o da bana kalsın, hiç mi özelimiz olmayacak yahu.

ikincisi, asansör tarafından lanetlendiğimi düşünüyorum. evimde geçirdiğim 10 gündür asansöre ne zaman bakma fırsatım olsa, bu genelde binerken oluyor tahmin edersiniz ki, bir tanesi 7. katta oluyor, diğeri zemin katta. hayır hiç şikayet etmiyorum yanlış olmasın. zaten 7. katta oturuyorum. lakin bunun 1. katı var 2. katı var. 15'e kadar gidiyor canım. neden hep 7de? neyse uzun süredir bu düşünce içindeyken bugün paramı tamlatmaya gitmek için kapıdan çıktım. koridorda ilerledim. asansöre doğru gidiyorum. göstergenin birinde sıfır yazdığını gördüm, diğerinde de 10 yazıyordu. o kadar sevindim ki. çağırmak için basmaya giderken birden o 10. kattaki asansör inmeye başladı. ben daha basmamıştım. korku dolu gözlerle olacakları izlerken 7. katta durduğuna şahit olmak beni kendimden geçirdi. nasıl olur nasıl nasıl nasıl...diye sayıklanarak tam önüme gelip kapılarını açan asansöre bindim. korkudan değil de sinirden titriyordum. ve her ne ise, hala bunun açıklamasını yapabilmiş değilim. sensör falan taktılar heralde diye düşünüp bir nebze avutuyorum kendimi. bir ara yönetimle istişare etmem gereken bi konu artık bu.

üçüncüsü, sevgiyle kalın sevgili okurcuklar. mıç mıç.

18.04.2010




Bu adamları getirin bana.

Gelsinler artık.

Aşeriyorum.

of.



Bu karıyı alın bana.

@FeverRay
Yılın Kuaför Salonu'nu gördükten 2 saniye sonra Günün Berberi'ni görmek sıradan bir otobüs yolculuğu unutulmaz bir otobüs yolculuğu haline getirebiliyormuş.evet.bunun dışında göz pörtlemesi,istemsiz alt çene düşüşü,bön bakışlar ve kısa süreli mallaşma gibi yan etkileri de varmış.beklenmeyen bir etki görüldüğünde lütfen doktorunuza başvurunuzmuş.

16.04.2010

sevgili okurlar, bakın size ne dicem. Atamızın yatı Savarona'ya sahip çıkalım! dememi beklemiyosunuz heralde. zaten ben Nutuk da okumadım. Nutuk okumayan Atatürkçü olamazmış. rahatladım valla ne yalan söyliyim. neyse bu kayıttan sonra hepiniz terk edersiniz zaten blogumuzu. ben de İzmir'in ve İzmirlinin yanında olmaya gidiyorum şimdi. esen kalın, hoşçakalın.

13.04.2010

Tevfik Şafak'ı ziyarete gittim ve ben doğmadan 10 sene önce öldüğünü öğrendim.
ŞEKİL YAPMAYIN.

ara ara ortaya çıkıp zögfe insanına Seni seviyorum(+Valla/Cidden/Allağma) vs. yorumlarda bulunan kimlik.son derece merak konususun.bil bunu.

5.03.2010

arayı fazla açmışım, günlerdir yazmıyorum. ama sebebini duyunca hak vericeksin. başıma biraz sıkıntılı olaylar geldi son zamanlarda. önce migren teşhisi kondu. apranax fort sponsporum oldu. iki gün sonra iyileştim derken besin zehirlenmesi geçirdim. hala da geçiriyorum. vücudumda alerjik reaksiyonlar gözleniyo an itibariyle. yediğim ve yiceğim serumun haddi hesabı yok. haftasonu da koskoca yurt odasında yalnız başıma kalakalıcam. bi dadı kiralayayım diyorum. neyse hastanede beni bekliyolar. görüşmek üzere.



7 Martta gelen edit. ama tabi yepisyeni kayıt girmek varken niye gelen edit? çünkü sevgili blogumu hastalık zımbırtılarıyla dolup taşırmak, ne biliyim. neyse bu bahsi kapatalım. çok ani olucak ama İzmir'deyim. biraz da burdaki hastanelerin kökünü kurutayım dedim. bide yurtta hasta olmak çok zor biliyo musun, hani grip falan olsa yine bi derece de, ne idüğünün belirsiz olması ve bi oda dolusu doktorun teşhis koyamaması falan. neyse yurt deli kötüymüş ama, patates haşlaması ve pirinç lapasından başka enerji kaynağı olamayacak biri için çok kötü bişeymiş ben bunu gördüm. ailenin yanında hasta olmanın tadını çıkarın derim ben size. ailesinin yanında olanlara sesleniyorum burdan, hasta olmaktan hiç çekinmeyin, bol bol hasta olun. ne diyorum. neyse bugün zaten iki tane iğne yedim. yarın da kan tahlilleri falan. ve hayatımda ilk kez MR çektiricem. çok heyecanlıyım.

ve son olarak, son derken öyle son değil, ölmicem daha, bir HOUSE M.D. kolay yetişmiyor sevgili okur, kıymetni bil, görürsen elinden alnından gözünden her yerinden öp, selamımı söyle. bide bi vaykodinini alırsan çok hayra geçer. hepinize mucu mucu. dualarınızı eksik etmeyin, kalbiniz benimle olsun.

27.02.2010

ONU BUNU BIRAK SEVGİLİ OKUR.BEN OKS KİTAPÇIĞIMI ÖPMÜŞTÜM YAA.

of bildiğin yaptım lan ben bunu.allahyarab.

20.02.2010

Nil Karaibrahimgil, nil kıyısında küçük bir sandalda SADE bir törenle evlendiğini açıklamış. ne varmış ki bunda. ÇOK SADEymiş. sen de düştün gözümden sevgili Nil. bunu böyle bilesin.

18.02.2010

Bedük'ün yeni albümü Go çıkmış. biraz da onunla ilgileneyim diyorum. indirip dinledikten sonra artık bu tarz yazılarımı bu blogtan ayırdığım için www.137947.blogspot.com 'a yazarım. görüşürüz

ayrıca türkiyeden çıkmış bi şarkıcının yeni albümü için bu kadar heyecanlanmak beni çok heyecanlandırıyo.
söz verdiğim gibi küçük parka gittim. ha pek bir şey olmadı bunu başta belirtiyim, ama yine de farklı bi gündü. öncelikle ben bu küçükpark işini tamamen unutmuştum öğleden sonra uyandığımda. saat 3'tü. ırmak bana "manavkuyudayım nerdesin?" dediğinde. 10 dk sonra küçükparkta olacaktı. bense daha ikinci fincan çayımı yeni yudumlamaya başlanıştım. neyse ona hiç bir şey çaktırmadan bi saat sonra falan orada olacağımı söyleyip hazırlanmaya başladım. sözümü tutabilmem imkansızdı. 4te evden çıktım. 6da ordaydım. 330'un ve 121'in marifetleri işte, diyerek geçiştirdim. ki öyleydi de. her neyse, ırmağın yanında mert de vardı. havadan sudan palyaçolardan bahsettik. 7de kalkacaklarını söyleyerek beni çok üzdüler ve ben de vaktimi değerlendirmek için bir iki kişiye mesaj attım. sadece rıza döndü ki kendisi iki senedir görmediğim yakın bir arkadaşımdır. öyle yakın arkadaş mı olurmuş dediğinizi duyar gibiyim ama sizin hiç mi olmadı be öyle arkadaşınız? neyse atar yok bugün. rızayla muhabbet ettik, dertleştik, hasret giderdik. sonra türkü bara gittik, evet yanlış duymadınız türkü bar. ve inanır mısınız çok eğlendik. yan fülüt çalan adama hayran kaldım falan. sonra da 330a binip geldim. bu kadar.

bugün için de tek planım, hafta sonu okuluma dönecek olmanın verdiği mutluluk ve hüznü bi arada yaşamak.

17.02.2010

Simge. biz bi yerde baya pis bi hata yapmışız. yukarda allah yok be güzelim. şemsiyeli kız var. hadi bakalım blogu kapatıp baştan başlayalım her şeye. oldu mu şimdi böyle ama?
yarın küçükparkta olmalıyım. gereklilik kipiyle yazınca bir sebebi varmış gibi göründü, he? yok yok. tam olarak öyle değil. ona şey diyelim, canım küçükparka gitmek istiyo diyelim. ama maalesef hay aksi ki kime sorduysam ya işi var ya da küçükparka gitmek istemiyo ya da benim istediğim saatte orda olamıyo. kaderin cilvesi belli ki. ama ben napıyorum, kadere inanmıyorum ve tek başıma dahi olsa yarın o küçükparka gidiyorum. yarın o küçükparka gidilecek. aynen öyle. bir şey beni zorla oraya gitmem için baskılıyo. baskılamak. aynen böyle. okuyup da gelmek isteyen olursa irtibata geçsin. evet evet. aynen şöyle: gerçekten yarın kayda değer bir şey olacaksa o şey küçükparkta olacak. görüşmek üzere küçükpark. yolum açık, 330'um bol olsun.

16.02.2010

otobüste, suçlu suçlu annesinin bacağını çekiştiren küçük çocuk: eve gidince kadirhaslara çıkabilir miyim?

parmağını sallayarak konuşan zalim anne: bugün cezalısın! bi daha ödevlerini yapmazsan sana dışarı çıkmak da yasak. neymiş?

şu noktada zeki olduğuna karar verdiğim çocuk: bi daha ödevlerimi yapmazsam bana dışarı çıkmak da yasakmış.

14.02.2010

- tulu'nun selamı var.
- hangi tulu'nun?
- call of kutulu'nun.

tulu'nun selamı falan yoktu da. bu diyaloğun aynısının bi benzerini yaşadık. iyi oldu eğlendik. bahsi geçen cakeher'ün arkadaşı tulu'ya sevgiler.

13.02.2010



daha önce de değinildiği gibi bir gün herkesin şeffaf şemsiyesi olacak. hoşçakalın

12.02.2010

biraz zekiyiz. biraz amatörüz. biraz dağınığız.



Bu öpülesi, mıncırılası şapkalı mantarlara beslediğim ilgi ne olacak?





Peki ya bu sonsuzluk işaretinin süregelen basitliği ve sevimsizliği?






Tamam da, bu kızın güzelliği ne olacak?






Peki şu güzeller güzeli Pershephone'un yalnızlığı? çok üzülüyorum yaa.





Her şeyi geçtim de, denxz'in pratik zekası ve yaratıcılığı ne olacak?

Ben bunları merak etmek istiyorum.


rüyamda müzik dinlediğimi gördüm. bildiğin müzik dinledim uzun süreli ve eş zamanlı. bilinçaltımın iflas etmesinden mi yoksa müziğe ayırdığım zamandan mı çözemedim. ama şunu anladım ki bu durumda rahatlıkla aseksüel olabilirim. eğer müzik bana bütün duyguları yaşatıyosa duygusal bi yakınlaşmaya ihtiyacım olmaz heralde. gerçi bu aseksüellik mi. tabiki hayır. o zaman bi kez daha karşında kendi tezimi çürüterek iyi geceler diliyorum.

11.02.2010

bugün, hatta az önce, blogumu babama gösterdim. tam da açıldığında blogger kasım kasım kasılmasın mı, ve tam da sigaralı kayıdın olduğu yerde takılmasın mı. çok korkunçtu yaa. zaten bu sabah da tam sigarayı söndürdüğüm anda odama girmesi falan. kokmaz mı be. kokuyu almaz mı adam. çok yaşıyorum son zamanlarda bu tarz şeyleri. pek profesyonel değilim bu aralar. ya da çok saldım bilmiyorum.

neyse ne var ne yok? bir iki kişiden duydum eski performansın yok diye de inanmadım. inanmalıymışım. yazamıyorum, cümle kuramıyorum, kelimeleri sıralayamıyorum. bi kere hiç komik değilim. kabul ediyorum. onu geçtim, derdimi de anlatamıyorum. ara verip meydanı simgeye bıraksam fena olmaz. ciddiyim. özle beni. öptüm.

10.02.2010

Massive Attack'in -öyle böyle değil- bokunu çıkardım. başka bişey dinleyemiyorum. yardım edin ulan allahsızlar!
Girl i love you but your loving has gone forever
Gonna miss you but my love has gone forever
I say i love you but your loving has gone forever
Gonna miss you but my love has gone forever

It's hard to tell that your love exist
But i know this one is for real:
"Girl i love you but your loving has gone forever"
Forever

Girl I Love You - Massive Attack

tamam da manyak mısınız? paranoyak şizofreni mi var bunu yazan adamda? tamam, gerçekten çok güzel. tamam, aşk falan filan. tamam. ama ne bileyim ağzıma sıçtınız sabah sabah. neyse

9.02.2010

o değil dur yazıcam. djarum cherry ve vanilla neden üretimden kalkmış ki. black ve special daha mı az zararlıymış yani. ya da YOK ARTIK talep mi yokmuş. ulan djarum vanillaya kazandırdığım parayı hiç bişeye kazandırmadım. ayrıca sigara zammından sonra djarum fakir sigarası oldu çıktı. ne zengin herifsin deme şimdi. hayır ama yapmasınlar bunu. vanilla çok güzel bi bitki. cherry de çok güzel bi meyve. hasretimden kahroluyorum. sonra massive attack'le falan dindirmeye çalışıyorum acısını ama. nafile. hadi djarum duy sesimi. burdan 70 milyona duyuruyorum ben sesimi. türkiyede 70 milyon internet kullanıcısı yok cümlesini kabul etmiyorum.
yatağımdan Massive Attack diye uyandım. bugün de açlıktan veya uykusuzluktan ölene kadar dinlerim. yarın azalır biraz acısı. hayatım düzene girer. sonra yeniden komikli şakalı kayıtlarımla şenlik getiririm bloga. bu süre içinde seni "pek de takmayan" cakehere havale ediyorum okurcuk. düzelicem merak etme. aklın bende kalmasın. geçici bir heves sadece. mucuks.

8.02.2010

Atlas Air'in fena bi şekilde günahını almışım. tam da mezzanine'den kopmuş gelmiş gibi kendisi. hele Splitting The Atom gibi bir şarkıyı ezip geçmek. Flat Of The Blade'i hiçe saymak. ne biliyim. demek ki neymiş. böyle bi grubun günahını almak bana da yakışmazmış kendime de yakışmazmış. affola.

indirdiğim Pray For The Rain ya çakma ya da vokal işini becerememişler. o konuda diretiyor ve kendime güveniyorum.
güzel len güzel. beğendim albümü. ama bi kaç zorlama şarkı var be mesiveteğim. canım benim. sanki "5 şarkı yaptık, o kadar, o kadar güzeller ki araya rastgele bişeyler atsak bu beşinin güzelliğinden sonra farkedilmezler bile. hatta aralarına sıkıştıralım da diğerlerinin etkilerinden kurtulmadan bitiversin" diyerek yapmışsınız diğer şarkıları. sanki. ama tabi dinlemek lazım bi kaç kere daha, ilk yorumlarla da gücendirmece olmasın. aferin aferin tuttum. ama şimdi nerde mezzanine nerde protection, orası da tartışılmaz tabi. o 5 şarkıyı da sıralayayım da atıyo lan demeyin:

-Psyche (zaten -Splitting The Atom EP-lerinde vardı, bir aydır falan hayranıyım kendilerinin)
-Paradise Circus (bunu da sitelerinde yayınlamışlardı iki hafta önce)
-Girl I Love You
-Babel
-Atlas Air (bu 5.den de biraz şüpheliyim.)

neyse dinleyelim görelim. release tarihinin sekmeye uğramasının da etkisiyle oluşan heycanımı da mazur göresin okurcuk. bir aydır bekliyorum bu albümü. en az bi hafta daha da yazarım. görüşmek üzere.
bugünkü uğraşım bu sevgili okur:

  1. "Pray for Rain" (vocals by Tunde Adebimpe) – 6:43
  2. "Babel" (vocals by Martina Topley-Bird) – 5:18
  3. "Splitting the Atom" (vocals by Grant Marshall, Horace Andy and Robert Del Naja) – 5:15
  4. "Girl I Love You" (vocals by Horace Andy) – 5:26
  5. "Psyche" (vocals by Martina Topley-Bird) – 3:23
  6. "Flat of the Blade" (vocals by Guy Garvey) – 5:29
  7. "Paradise Circus" (vocals by Hope Sandoval) – 4:58
  8. "Rush Minute" (vocals by Robert Del Naja) – 4:48
  9. "Saturday Come Slow" (vocals by Damon Albarn) – 3:42
  10. "Atlas Air" (vocals by Robert Del Naja) – 7:47
"benim de" diyen varsa gelin beraber uğraşalım. büyük bi zevkle eşlik ederim.
evde mahsur kaldım. bugün çok eğlenicez (L)

7.02.2010

6.02.2010

SEVGİLİ OKUR ŞU ZÖGFE'YE BİŞİY SÖYLE YAA.
Das cCcapital.



karar aldım. güzel sanatlar sınavlarına hazırlanıcam. çok büyük bişey beklemiyorum tabi ama şansımı denemek istiyorum. "güzel sanatlar okuyup napıcaksın" çıkışlarını da kabul etmiyorum. aldığım krediyle kursa yazılsam, gün içinde sıkıldığım vakitlerde kendi kendime çalışsam, össden de 250 hampuan yapsam. kimse tutamaz, kararım kesin. 9 Eylül paklar beni. evet






ben bu kadına veririm arkadaş.
ceksıparov yürüyüşünü formülize ediyorum sevgili "utku okur" sayesinde,sevgili okur.
öncelikle *yokuş aşağı yardırıyor olmanız* ısrarla gereklidir.
sonralıkla *yağmur suyunun birikip gitmesi için yapılan yer var ya hani.oranın adını şeyedemedim ama siz anladınız sevgili okur biliyorum bunu.*işte tam orda yürümeniz de ısrarla gereklidir.

deneyiniz,ceksıparovdan daha İYİ yürüdüğünüzü görüceksiniz.esen kalın.
olası simgeç* nikleri.

Fakeher
Takeher
Makeher
Fuckher(ece'yi alnından öpmeme sebep olur.)
Rapeher(bok falan.k1.)
Simge Ç.,Özge P. ve Utku Öz insanlarının elinden "abi" sözcüğünü bi alın da göriyim.alın lan hadi.yemez ki olm.
ıh mıh.

evet türkçe karakter kullanabiliyorum evet.
adeta yerde kız için dua eden bir peygamberdevesi var.şimdi farkettim.ZÖGFEAA.
beni peygamberdevesine benzeten ve bunun "iyi" bir şey olduğunu ısrarla kabul ettirmeye çalışan idil insanı.seni de seviyorum lan.

" <3 "
şu tepemizdeki kızın şemsiyesi bile ŞEFFAF olucak bir gün.
bugün sadece isminden haberdar olduğum bir insanı düşündüm,uykumu böldüm.tuhaf dünyalar.
o değil de dı Mars Volta dinleyen zayıf,uzun bacaklı,açık tenli,kabarık saçlı insan BULAŞ bana artık.
bir şizofrenin müzik forumu oldu burası da iyice.
adı: La Femme D'Argent.
süre: 7.10 dk.
beste: mükemmel

tezimi çürüttüğümün resmidir. iyi geceler
"i wish you would exist to live on my planet."
music tonight.
i just want your music, tonight.

The Knife - Forrest Famillies
İstanbul - İzmir arası 565 km 8 saat 40 lira. o da biletini internetten alırsan.
oof of.
Too far away from the city
Some kids left on the road

They said we have a communist in the family
I had to wear a mask

Too far away from the city
We had to make this room

Fathers were football players, formal works, policemen
What the mothers did I didn't know


The Knife - Forrest Famillies

2.02.2010

bu aralar taktığım şarkı, psyche (massive attack), 3.48miş mesela. teorim doğru gidiyo şimdilik. yakında çürütürüm. ha bide bugün alsancakta olucam isteyen gelsin. görüşürüz

1.02.2010

güzel şarkılar hep kısa oluyo. kısa dediğim 2.30'la 3.00 arası. hadi olsun 3.00-3.50. ama 4.00 dk olup da güzel olan şarkı görmedim. görüceğimi de hiç sanmıyorum. taş çatlasın 3.45 falan.
Be a bee
Be be be a bee
Be a bee
Be be be a bee
So many things i refuse to be
I'd like to be be a bee

Air - Be A Bee
AIR, beni neden yoruyosun?
simgenin nikini FAKEHER yapıyorum. var mı itirazı olan?
şunu anladım ki şu hayatta ayak burkulması diye bişeyi ilk defa yaşıyomuşum ben. hayır eminim daha önce de burkuldu, daha önce de çok acıdı, ama bu kadarı da fazla be bilader. beni uykumdan edebilicek ağrıya ne diyim ki şimdi ben. helal olsun derim ancak. öyle uykudan beni babam gelse uyandıramaz. ki uyandıramıyo da. denedi uzun süreler. hala da deniyo. ama uyandıramıyo işte. babam için de çok üzülüyorum. sen senelerce uğraş didin, kızını hiç bi türlü uyandırama, sonra ağrının teki gelsin, sanki yıllardır bu işi yapıyomuş gibi kızını uykusundan uyandırıversin. hayır kıskanır adam yaa. kıskanmaz mı hiç. off yaa. acı nerelerime vuruyo böyle. gidip uyuyayım biraz.

30.01.2010

ben yokken cakeher kurtarmış buraları. teşekkürler cakeher. bu sabah itibariyle döndüm ama yazıcak bişey bulamıyorum. biraz gezeyim insan göreyim, her türlü çıkar bişeyler. öptüm görüşürüz

29.01.2010

“What is mind?
No matter.

What is matter?
Never mind."
gmail hesabı almaya çalışırken yazdığım isimlerin bi türlü kabul edilmemesi beni KEYKOLSUNOZAMAN@GMAIL.COM gibi bi adresi almaya itti.
itekledi hatta.
gece uyanmak demişken aklıma ASLI geldi.annem.
gece uyanıp yorganı beline kadar açmış,yarı doğrulmuş bir halde iki kolunu yere parelel uzatmış ellerin birleştirip kıvırmış çapraz şekilde,kafasını iki kolu arasında kalan boşluktan geçirmiş ve bunu yapabilmenin verdiği mutlulukla uykusuna kaldığı yerden devam etmiş.
canım ya <3.
odamın biyerlerinde havaymetin tüm sezonları var.biyerlerinde.tatilin başından beri düzenli olarak arıyorum.büyük bir gaz var,izlenmeliyimevet,evet.ama bulamayacağım bu bir gerçek.
zögfeyle aldığımız mavi saç parçasını gece uyanıp çorabımın içinden çıkarttığım gün anlamıştım zaten.aramaya lüzum yok, bulamayacağım.çok isterse o beni bulur zaten.

23.01.2010

20.01.2010

mantığın bittiği yerde İstanbul Üniversitesi başlar. bunu aklınıza sokun. ha İstanbul'un bittiği yerde de İstanbul Üniversitesi Avcılar Kampüsü başlıyo zaten. gerisi de yalan.

19.01.2010

diyalog demişken.

ben: abi naber napıyon?
kimya mühendisi arkadaş: alkol yapıyorum.
ben: kafa mı buluyosun?
kimya mühendisi arkadaş: dur, daha değil.

gerçek olmasaydı keşke.
Facebook : "Thank you Özge,
Thanks to you, many of your friends are now on Facebook."

ben : ayıbediyon.
İstanbul, benle taşak mı geçiyosun?
ayrıldığım gün kar yağdırıyosun?
hayır, kar da gördüm görmesine de, azıcık kardan adam mı olurmuş? azıcık karla adam mı olunurmuş?
ne biliyim. Massive Attack var, yeni albümü var; 3 tane AA gördüm, altta dersim kalmadı; İzmir'e döndüm, bugün evde yalnızım. daha ne istiyim ki. ayrıca kendimi zorlayınca da blogu eskisi gibi olmasa da yeniden "seve de biliyomuşum". sözümden "döne de biliyomuşum".

14.01.2010

itici olabilicek kadar doğal görünmeye çalışan ünlüler. çok yapaysınız. özgü namal ve yasemin mori, lafım sizlere. nurgül yeşilçay da takipte aslında ama sizin kadar olamadı. bi nil karaibrahimgil olamazsınız siz. ne bileyim bi pelin batu hiç olamazsınız. uğraşmayın artık.

13.01.2010

matematikten 99 alıp iki quize girmiyorum ve evet berbat bi finalle birlikte ortalamam 38. ne güzel dimi. 18inde bütünlemeler için İstanbul'dayım. büt büt atıyor kalbim. görüşürüz.
dün ve bugünü kapsayan gece, 13 saat uyudum. daha önceki rekorumda 12 saati asla geçemiyceğimi düşünmüştüm. demek ki neymiş, insanoğlu kendini aşabiliyomuş.
bu işin peşini bırakmam.

12.01.2010

3 kere heligoland:

heligoland - heligoland - heligoland!

bana uzun bi süreliğine ulaşılamıyor, lütfen 3 albüm dinleme süresi kadar süre sonra tekrar deneyiniz.
"well, i really think you should quit smoking."

how does it make you feel'deki iç ses.
saati ayarlamak için boş kayıt yayınlamak.
ayrıca keykörcüğüm, pasta mumundan dilenen dilekten medet umuyosak hakaten de allah belamızı versin. iyi demişin.
ne vicodin'miş lan. bi ilacın, üstelik alt tarafı ağrı kesici ilacın, dizilerde-filmlerde adı bu kadar sık geçer mi? hayatımda görmüşlüğüm de yoktur kendisini. şaka maka ünlü hayatı yaşıyo kerata. kutusunu görsem de imza istesem diyorum.
bundan böyle kayıtlarımı sevgili "mehmet" okur'a ithaf edicem. eminim daha çok tepki verir yani.
şu *çocuğa bi bucasporatkısı bulun lan allahsızlar!

etiketler: utkuöz, rainmaker, abiiiie.

11.01.2010

hayatta bazen çok yarıcı şeyler oluyor okurcuk.

yılbaşındaodada bulunan her insan için pastada bir mum mevcuttu.insanlar dilek dileyip(dilek dlemek evet.)mumları üflüyorlardı ki sıra bana geldi.canan kişisinin hadi simge hadi şeklinde üstüme gelişi o gece yaşadığım birbirinden iğrenç olaylar vee sonuç.
evet sevgili okurcum.yılbaşındaki pasta mumcuğundan dileğim ALLAH BELANIZI VERSİN oldu.böyle girdim ikibinoona.hayrolsun.
telefonun bir uzvum haline geldiğini ilk ne zaman anladım biliyor musun zögfenin sevgili okurcuğu?zögfe kimliği elimdeki telefona vurduğunda benden ''aah'' şeklinde bir inilti duyulduğunda anladım.acı yüklüydü.
eğer allah varsa lütfen benim belamı versin.şu blogu ne heveslerle açmıştık,geldiğim noktaya bak.giriş yapmaya çalışırken meyil adresim neydi diye düşündüm ulan.

allah yoksa bile zögfe yakin zamanda belamı vericek zaten.hadi en olmadı ben vericem.raadolun yani.cezasız kalmıycam.
geldim geldim. kadriyenin internetini kullanıyorum. kadriye kim diyceksin. oda arkadaşım kendisi. hayatımda çok şey değişti sevgili okur artık hayatımda bi kadriye var. bi ara anlatırım. şimdi kadriyenin götürdüğü yere gitmem lazım. görüşürüz.

3.01.2010

şimdi otobüse binmeye gidiyorum. uzun süre yazamıycam. neden? because of the economical problems. hayır yalan söyledim yurtta internetim yok henüz. arada hasretine dayanamayıp haberdar ederim seni merak etme. aklın bende kalmasın. o değil yarın sınavım var ve daha hiç çalışmadım. otobüste de çalışasım yok, şööyle bi plan yaptım, manisaya kadar takılıcam, manisadan balıkesire kadar çalışıcam, balıkesirden bursaya kadar uyucam, nasıl uyanıcaksam bursada artık, bursaya alarm mı kurucam napıcam, neyse bursadan yalovaya kadar çalışıcam, sonra tekrar uyucam, sonrası allahkerim. o virgüller var ya o virgüller. yok bişey. kendine iyi bak. görüşürüz.

2.01.2010

1.01.2010

zogfe: allah seni inandırsın bu kadar bu kadar gözleri vardı hayvanın.
simge: ben kendim inanırım.
ben bir eşeğim.


(this girdi was hacked by ö.p.)

öptüm.