İYİ DE NEYE BAKMIŞ
Mayıs 2010 (2)
Nisan 2010 (13)
Mart 2010 (1)
Şubat 2010 (46)
Ocak 2010 (38)
Aralık 2009 (92)
Kasım 2009 (70)
rakamlarla rezilliğimizi gözler önüne seriyim dedim.
27.05.2010
21.04.2010

Bu diziyi Ian Somerhalder -dizideki adıyla Damon Salvatore olur kendisi- için izlemediğime ikna olmaya çalışırken düşündüm de; neden öyle diyorsun ki özge dedim, adam hem çok iyi oynuyor, hem İNANILMAZ karizmatik, hem de mimiklerine hayran olmamak elde değil ki. mavi gözlü adamları pek sevmem, açık konuşayım şimdi. mavi göz iticidir bana göre, üstelik aklıma Binbir Gece denen dizideki o pörtlek gözlü adamı getiriyor mavi göz, allah kahretsin ki Ian Somerhalder'la o adamı aynı paragraf içine aldım. ama bu adamdaki göz, göz değil. farklı bir boyuta açılan bir kapı gibi. yanlış da anlaşılmasın, "çok yahuşuhlu pepeqim yhaa"ya getirmek için söylemiyorum bunları. o gözün hakkını veriyor yahu, adam yakışıklı işte. yakışıklılıkla yetenek bir araya gelince ben ben olmaktan çıkarım. bu böyle biline.
ha diziye gelince, birkaç ama sadece birkaç boktan yanı var evet. ama çoğu vampir işine göre oldukça iyi kaçıyor bence. (True Blood bahis dışıdır) garip mimikli kıza rağmen izlenebilitesi mevcut, çok boş vaktiniz varsa tavsiye ederim. en azından bir göz gezdirin derim.
son olarak da DAMON BENİM GAMLI YASLI GÖNLÜME.
beni hayata döndüren şarkıyı sizlerle paylaşmak istiyorum sevgili okurlar.olur da bir gün sevgilinizle kankanız sizi boynuzlayıp dağa falan kaçarlarsa birlikte-mekan değişebilir tabi- bu şarkıyı dinleyiniz: Radiorama - Yeti.
Yeti Yeti diye çığrınırken tonlamanızla adeta *yeter ulan mınakoyım* derken parmaklarınızın ön planda olduğu danslarla kendinizi bulacaksınız diyorum.
şarkıyı bulamazsanız falan ben atarım,bana gelin.
NE DE OLSA bu bir sosyal sorumluluk projesidir.
Yeti Yeti diye çığrınırken tonlamanızla adeta *yeter ulan mınakoyım* derken parmaklarınızın ön planda olduğu danslarla kendinizi bulacaksınız diyorum.
şarkıyı bulamazsanız falan ben atarım,bana gelin.
NE DE OLSA bu bir sosyal sorumluluk projesidir.
20.04.2010
üç şey söyleyip gidicem.
birincisi bugün evde sıkıntıdan bütün koltuk aralarını, sehpa altlarını ve aklınıza gelebilicek kuytu köşe her yeri yoklayarak yoktan bir 5 lira var ettim. tam 5 lira. dile kolay. sonra o bozuklukların hepsini, ki tahmin edersiniz sayıca çok fazlalardı, götürüp bütünlettim. artık somut bir 5 liram vardı, gözümle görebiliyordum. üstünde 5 lira yazıyordu. sonra da gittim tek dakika beklemeden çatır çatır harcadım o parayı. ne mi aldım? e o da bana kalsın, hiç mi özelimiz olmayacak yahu.
ikincisi, asansör tarafından lanetlendiğimi düşünüyorum. evimde geçirdiğim 10 gündür asansöre ne zaman bakma fırsatım olsa, bu genelde binerken oluyor tahmin edersiniz ki, bir tanesi 7. katta oluyor, diğeri zemin katta. hayır hiç şikayet etmiyorum yanlış olmasın. zaten 7. katta oturuyorum. lakin bunun 1. katı var 2. katı var. 15'e kadar gidiyor canım. neden hep 7de? neyse uzun süredir bu düşünce içindeyken bugün paramı tamlatmaya gitmek için kapıdan çıktım. koridorda ilerledim. asansöre doğru gidiyorum. göstergenin birinde sıfır yazdığını gördüm, diğerinde de 10 yazıyordu. o kadar sevindim ki. çağırmak için basmaya giderken birden o 10. kattaki asansör inmeye başladı. ben daha basmamıştım. korku dolu gözlerle olacakları izlerken 7. katta durduğuna şahit olmak beni kendimden geçirdi. nasıl olur nasıl nasıl nasıl...diye sayıklanarak tam önüme gelip kapılarını açan asansöre bindim. korkudan değil de sinirden titriyordum. ve her ne ise, hala bunun açıklamasını yapabilmiş değilim. sensör falan taktılar heralde diye düşünüp bir nebze avutuyorum kendimi. bir ara yönetimle istişare etmem gereken bi konu artık bu.
üçüncüsü, sevgiyle kalın sevgili okurcuklar. mıç mıç.
birincisi bugün evde sıkıntıdan bütün koltuk aralarını, sehpa altlarını ve aklınıza gelebilicek kuytu köşe her yeri yoklayarak yoktan bir 5 lira var ettim. tam 5 lira. dile kolay. sonra o bozuklukların hepsini, ki tahmin edersiniz sayıca çok fazlalardı, götürüp bütünlettim. artık somut bir 5 liram vardı, gözümle görebiliyordum. üstünde 5 lira yazıyordu. sonra da gittim tek dakika beklemeden çatır çatır harcadım o parayı. ne mi aldım? e o da bana kalsın, hiç mi özelimiz olmayacak yahu.
ikincisi, asansör tarafından lanetlendiğimi düşünüyorum. evimde geçirdiğim 10 gündür asansöre ne zaman bakma fırsatım olsa, bu genelde binerken oluyor tahmin edersiniz ki, bir tanesi 7. katta oluyor, diğeri zemin katta. hayır hiç şikayet etmiyorum yanlış olmasın. zaten 7. katta oturuyorum. lakin bunun 1. katı var 2. katı var. 15'e kadar gidiyor canım. neden hep 7de? neyse uzun süredir bu düşünce içindeyken bugün paramı tamlatmaya gitmek için kapıdan çıktım. koridorda ilerledim. asansöre doğru gidiyorum. göstergenin birinde sıfır yazdığını gördüm, diğerinde de 10 yazıyordu. o kadar sevindim ki. çağırmak için basmaya giderken birden o 10. kattaki asansör inmeye başladı. ben daha basmamıştım. korku dolu gözlerle olacakları izlerken 7. katta durduğuna şahit olmak beni kendimden geçirdi. nasıl olur nasıl nasıl nasıl...diye sayıklanarak tam önüme gelip kapılarını açan asansöre bindim. korkudan değil de sinirden titriyordum. ve her ne ise, hala bunun açıklamasını yapabilmiş değilim. sensör falan taktılar heralde diye düşünüp bir nebze avutuyorum kendimi. bir ara yönetimle istişare etmem gereken bi konu artık bu.
üçüncüsü, sevgiyle kalın sevgili okurcuklar. mıç mıç.
18.04.2010
Yılın Kuaför Salonu'nu gördükten 2 saniye sonra Günün Berberi'ni görmek sıradan bir otobüs yolculuğu unutulmaz bir otobüs yolculuğu haline getirebiliyormuş.evet.bunun dışında göz pörtlemesi,istemsiz alt çene düşüşü,bön bakışlar ve kısa süreli mallaşma gibi yan etkileri de varmış.beklenmeyen bir etki görüldüğünde lütfen doktorunuza başvurunuzmuş.
16.04.2010
sevgili okurlar, bakın size ne dicem. Atamızın yatı Savarona'ya sahip çıkalım! dememi beklemiyosunuz heralde. zaten ben Nutuk da okumadım. Nutuk okumayan Atatürkçü olamazmış. rahatladım valla ne yalan söyliyim. neyse bu kayıttan sonra hepiniz terk edersiniz zaten blogumuzu. ben de İzmir'in ve İzmirlinin yanında olmaya gidiyorum şimdi. esen kalın, hoşçakalın.
13.04.2010
5.03.2010
arayı fazla açmışım, günlerdir yazmıyorum. ama sebebini duyunca hak vericeksin. başıma biraz sıkıntılı olaylar geldi son zamanlarda. önce migren teşhisi kondu. apranax fort sponsporum oldu. iki gün sonra iyileştim derken besin zehirlenmesi geçirdim. hala da geçiriyorum. vücudumda alerjik reaksiyonlar gözleniyo an itibariyle. yediğim ve yiceğim serumun haddi hesabı yok. haftasonu da koskoca yurt odasında yalnız başıma kalakalıcam. bi dadı kiralayayım diyorum. neyse hastanede beni bekliyolar. görüşmek üzere.
★ ★ ★
7 Martta gelen edit. ama tabi yepisyeni kayıt girmek varken niye gelen edit? çünkü sevgili blogumu hastalık zımbırtılarıyla dolup taşırmak, ne biliyim. neyse bu bahsi kapatalım. çok ani olucak ama İzmir'deyim. biraz da burdaki hastanelerin kökünü kurutayım dedim. bide yurtta hasta olmak çok zor biliyo musun, hani grip falan olsa yine bi derece de, ne idüğünün belirsiz olması ve bi oda dolusu doktorun teşhis koyamaması falan. neyse yurt deli kötüymüş ama, patates haşlaması ve pirinç lapasından başka enerji kaynağı olamayacak biri için çok kötü bişeymiş ben bunu gördüm. ailenin yanında hasta olmanın tadını çıkarın derim ben size. ailesinin yanında olanlara sesleniyorum burdan, hasta olmaktan hiç çekinmeyin, bol bol hasta olun. ne diyorum. neyse bugün zaten iki tane iğne yedim. yarın da kan tahlilleri falan. ve hayatımda ilk kez MR çektiricem. çok heyecanlıyım.
ve son olarak, son derken öyle son değil, ölmicem daha, bir HOUSE M.D. kolay yetişmiyor sevgili okur, kıymetni bil, görürsen elinden alnından gözünden her yerinden öp, selamımı söyle. bide bi vaykodinini alırsan çok hayra geçer. hepinize mucu mucu. dualarınızı eksik etmeyin, kalbiniz benimle olsun.
★ ★ ★
7 Martta gelen edit. ama tabi yepisyeni kayıt girmek varken niye gelen edit? çünkü sevgili blogumu hastalık zımbırtılarıyla dolup taşırmak, ne biliyim. neyse bu bahsi kapatalım. çok ani olucak ama İzmir'deyim. biraz da burdaki hastanelerin kökünü kurutayım dedim. bide yurtta hasta olmak çok zor biliyo musun, hani grip falan olsa yine bi derece de, ne idüğünün belirsiz olması ve bi oda dolusu doktorun teşhis koyamaması falan. neyse yurt deli kötüymüş ama, patates haşlaması ve pirinç lapasından başka enerji kaynağı olamayacak biri için çok kötü bişeymiş ben bunu gördüm. ailenin yanında hasta olmanın tadını çıkarın derim ben size. ailesinin yanında olanlara sesleniyorum burdan, hasta olmaktan hiç çekinmeyin, bol bol hasta olun. ne diyorum. neyse bugün zaten iki tane iğne yedim. yarın da kan tahlilleri falan. ve hayatımda ilk kez MR çektiricem. çok heyecanlıyım.
ve son olarak, son derken öyle son değil, ölmicem daha, bir HOUSE M.D. kolay yetişmiyor sevgili okur, kıymetni bil, görürsen elinden alnından gözünden her yerinden öp, selamımı söyle. bide bi vaykodinini alırsan çok hayra geçer. hepinize mucu mucu. dualarınızı eksik etmeyin, kalbiniz benimle olsun.
27.02.2010
20.02.2010
18.02.2010
söz verdiğim gibi küçük parka gittim. ha pek bir şey olmadı bunu başta belirtiyim, ama yine de farklı bi gündü. öncelikle ben bu küçükpark işini tamamen unutmuştum öğleden sonra uyandığımda. saat 3'tü. ırmak bana "manavkuyudayım nerdesin?" dediğinde. 10 dk sonra küçükparkta olacaktı. bense daha ikinci fincan çayımı yeni yudumlamaya başlanıştım. neyse ona hiç bir şey çaktırmadan bi saat sonra falan orada olacağımı söyleyip hazırlanmaya başladım. sözümü tutabilmem imkansızdı. 4te evden çıktım. 6da ordaydım. 330'un ve 121'in marifetleri işte, diyerek geçiştirdim. ki öyleydi de. her neyse, ırmağın yanında mert de vardı. havadan sudan palyaçolardan bahsettik. 7de kalkacaklarını söyleyerek beni çok üzdüler ve ben de vaktimi değerlendirmek için bir iki kişiye mesaj attım. sadece rıza döndü ki kendisi iki senedir görmediğim yakın bir arkadaşımdır. öyle yakın arkadaş mı olurmuş dediğinizi duyar gibiyim ama sizin hiç mi olmadı be öyle arkadaşınız? neyse atar yok bugün. rızayla muhabbet ettik, dertleştik, hasret giderdik. sonra türkü bara gittik, evet yanlış duymadınız türkü bar. ve inanır mısınız çok eğlendik. yan fülüt çalan adama hayran kaldım falan. sonra da 330a binip geldim. bu kadar.
bugün için de tek planım, hafta sonu okuluma dönecek olmanın verdiği mutluluk ve hüznü bi arada yaşamak.
bugün için de tek planım, hafta sonu okuluma dönecek olmanın verdiği mutluluk ve hüznü bi arada yaşamak.
17.02.2010
yarın küçükparkta olmalıyım. gereklilik kipiyle yazınca bir sebebi varmış gibi göründü, he? yok yok. tam olarak öyle değil. ona şey diyelim, canım küçükparka gitmek istiyo diyelim. ama maalesef hay aksi ki kime sorduysam ya işi var ya da küçükparka gitmek istemiyo ya da benim istediğim saatte orda olamıyo. kaderin cilvesi belli ki. ama ben napıyorum, kadere inanmıyorum ve tek başıma dahi olsa yarın o küçükparka gidiyorum. yarın o küçükparka gidilecek. aynen öyle. bir şey beni zorla oraya gitmem için baskılıyo. baskılamak. aynen böyle. okuyup da gelmek isteyen olursa irtibata geçsin. evet evet. aynen şöyle: gerçekten yarın kayda değer bir şey olacaksa o şey küçükparkta olacak. görüşmek üzere küçükpark. yolum açık, 330'um bol olsun.
16.02.2010
otobüste, suçlu suçlu annesinin bacağını çekiştiren küçük çocuk: eve gidince kadirhaslara çıkabilir miyim?
parmağını sallayarak konuşan zalim anne: bugün cezalısın! bi daha ödevlerini yapmazsan sana dışarı çıkmak da yasak. neymiş?
şu noktada zeki olduğuna karar verdiğim çocuk: bi daha ödevlerimi yapmazsam bana dışarı çıkmak da yasakmış.
parmağını sallayarak konuşan zalim anne: bugün cezalısın! bi daha ödevlerini yapmazsan sana dışarı çıkmak da yasak. neymiş?
şu noktada zeki olduğuna karar verdiğim çocuk: bi daha ödevlerimi yapmazsam bana dışarı çıkmak da yasakmış.
14.02.2010
12.02.2010
rüyamda müzik dinlediğimi gördüm. bildiğin müzik dinledim uzun süreli ve eş zamanlı. bilinçaltımın iflas etmesinden mi yoksa müziğe ayırdığım zamandan mı çözemedim. ama şunu anladım ki bu durumda rahatlıkla aseksüel olabilirim. eğer müzik bana bütün duyguları yaşatıyosa duygusal bi yakınlaşmaya ihtiyacım olmaz heralde. gerçi bu aseksüellik mi. tabiki hayır. o zaman bi kez daha karşında kendi tezimi çürüterek iyi geceler diliyorum.
11.02.2010
bugün, hatta az önce, blogumu babama gösterdim. tam da açıldığında blogger kasım kasım kasılmasın mı, ve tam da sigaralı kayıdın olduğu yerde takılmasın mı. çok korkunçtu yaa. zaten bu sabah da tam sigarayı söndürdüğüm anda odama girmesi falan. kokmaz mı be. kokuyu almaz mı adam. çok yaşıyorum son zamanlarda bu tarz şeyleri. pek profesyonel değilim bu aralar. ya da çok saldım bilmiyorum.
neyse ne var ne yok? bir iki kişiden duydum eski performansın yok diye de inanmadım. inanmalıymışım. yazamıyorum, cümle kuramıyorum, kelimeleri sıralayamıyorum. bi kere hiç komik değilim. kabul ediyorum. onu geçtim, derdimi de anlatamıyorum. ara verip meydanı simgeye bıraksam fena olmaz. ciddiyim. özle beni. öptüm.
neyse ne var ne yok? bir iki kişiden duydum eski performansın yok diye de inanmadım. inanmalıymışım. yazamıyorum, cümle kuramıyorum, kelimeleri sıralayamıyorum. bi kere hiç komik değilim. kabul ediyorum. onu geçtim, derdimi de anlatamıyorum. ara verip meydanı simgeye bıraksam fena olmaz. ciddiyim. özle beni. öptüm.
10.02.2010
Girl i love you but your loving has gone forever
Gonna miss you but my love has gone forever
I say i love you but your loving has gone forever
Gonna miss you but my love has gone forever
It's hard to tell that your love exist
But i know this one is for real:
"Girl i love you but your loving has gone forever"
Forever
Girl I Love You - Massive Attack
tamam da manyak mısınız? paranoyak şizofreni mi var bunu yazan adamda? tamam, gerçekten çok güzel. tamam, aşk falan filan. tamam. ama ne bileyim ağzıma sıçtınız sabah sabah. neyse
Gonna miss you but my love has gone forever
I say i love you but your loving has gone forever
Gonna miss you but my love has gone forever
It's hard to tell that your love exist
But i know this one is for real:
"Girl i love you but your loving has gone forever"
Forever
Girl I Love You - Massive Attack
tamam da manyak mısınız? paranoyak şizofreni mi var bunu yazan adamda? tamam, gerçekten çok güzel. tamam, aşk falan filan. tamam. ama ne bileyim ağzıma sıçtınız sabah sabah. neyse
9.02.2010
o değil dur yazıcam. djarum cherry ve vanilla neden üretimden kalkmış ki. black ve special daha mı az zararlıymış yani. ya da YOK ARTIK talep mi yokmuş. ulan djarum vanillaya kazandırdığım parayı hiç bişeye kazandırmadım. ayrıca sigara zammından sonra djarum fakir sigarası oldu çıktı. ne zengin herifsin deme şimdi. hayır ama yapmasınlar bunu. vanilla çok güzel bi bitki. cherry de çok güzel bi meyve. hasretimden kahroluyorum. sonra massive attack'le falan dindirmeye çalışıyorum acısını ama. nafile. hadi djarum duy sesimi. burdan 70 milyona duyuruyorum ben sesimi. türkiyede 70 milyon internet kullanıcısı yok cümlesini kabul etmiyorum.
yatağımdan Massive Attack diye uyandım. bugün de açlıktan veya uykusuzluktan ölene kadar dinlerim. yarın azalır biraz acısı. hayatım düzene girer. sonra yeniden komikli şakalı kayıtlarımla şenlik getiririm bloga. bu süre içinde seni "pek de takmayan" cakehere havale ediyorum okurcuk. düzelicem merak etme. aklın bende kalmasın. geçici bir heves sadece. mucuks.
8.02.2010
Atlas Air'in fena bi şekilde günahını almışım. tam da mezzanine'den kopmuş gelmiş gibi kendisi. hele Splitting The Atom gibi bir şarkıyı ezip geçmek. Flat Of The Blade'i hiçe saymak. ne biliyim. demek ki neymiş. böyle bi grubun günahını almak bana da yakışmazmış kendime de yakışmazmış. affola.
indirdiğim Pray For The Rain ya çakma ya da vokal işini becerememişler. o konuda diretiyor ve kendime güveniyorum.
indirdiğim Pray For The Rain ya çakma ya da vokal işini becerememişler. o konuda diretiyor ve kendime güveniyorum.
güzel len güzel. beğendim albümü. ama bi kaç zorlama şarkı var be mesiveteğim. canım benim. sanki "5 şarkı yaptık, o kadar, o kadar güzeller ki araya rastgele bişeyler atsak bu beşinin güzelliğinden sonra farkedilmezler bile. hatta aralarına sıkıştıralım da diğerlerinin etkilerinden kurtulmadan bitiversin" diyerek yapmışsınız diğer şarkıları. sanki. ama tabi dinlemek lazım bi kaç kere daha, ilk yorumlarla da gücendirmece olmasın. aferin aferin tuttum. ama şimdi nerde mezzanine nerde protection, orası da tartışılmaz tabi. o 5 şarkıyı da sıralayayım da atıyo lan demeyin:
-Psyche (zaten -Splitting The Atom EP-lerinde vardı, bir aydır falan hayranıyım kendilerinin)
-Paradise Circus (bunu da sitelerinde yayınlamışlardı iki hafta önce)
-Girl I Love You
-Babel
-Atlas Air (bu 5.den de biraz şüpheliyim.)
neyse dinleyelim görelim. release tarihinin sekmeye uğramasının da etkisiyle oluşan heycanımı da mazur göresin okurcuk. bir aydır bekliyorum bu albümü. en az bi hafta daha da yazarım. görüşmek üzere.
-Psyche (zaten -Splitting The Atom EP-lerinde vardı, bir aydır falan hayranıyım kendilerinin)
-Paradise Circus (bunu da sitelerinde yayınlamışlardı iki hafta önce)
-Girl I Love You
-Babel
-Atlas Air (bu 5.den de biraz şüpheliyim.)
neyse dinleyelim görelim. release tarihinin sekmeye uğramasının da etkisiyle oluşan heycanımı da mazur göresin okurcuk. bir aydır bekliyorum bu albümü. en az bi hafta daha da yazarım. görüşmek üzere.
bugünkü uğraşım bu sevgili okur:
- "Pray for Rain" (vocals by Tunde Adebimpe) – 6:43
- "Babel" (vocals by Martina Topley-Bird) – 5:18
- "Splitting the Atom" (vocals by Grant Marshall, Horace Andy and Robert Del Naja) – 5:15
- "Girl I Love You" (vocals by Horace Andy) – 5:26
- "Psyche" (vocals by Martina Topley-Bird) – 3:23
- "Flat of the Blade" (vocals by Guy Garvey) – 5:29
- "Paradise Circus" (vocals by Hope Sandoval) – 4:58
- "Rush Minute" (vocals by Robert Del Naja) – 4:48
- "Saturday Come Slow" (vocals by Damon Albarn) – 3:42
- "Atlas Air" (vocals by Robert Del Naja) – 7:47
6.02.2010
karar aldım. güzel sanatlar sınavlarına hazırlanıcam. çok büyük bişey beklemiyorum tabi ama şansımı denemek istiyorum. "güzel sanatlar okuyup napıcaksın" çıkışlarını da kabul etmiyorum. aldığım krediyle kursa yazılsam, gün içinde sıkıldığım vakitlerde kendi kendime çalışsam, össden de 250 hampuan yapsam. kimse tutamaz, kararım kesin. 9 Eylül paklar beni. evet
ceksıparov yürüyüşünü formülize ediyorum sevgili "utku okur" sayesinde,sevgili okur.
öncelikle *yokuş aşağı yardırıyor olmanız* ısrarla gereklidir.
sonralıkla *yağmur suyunun birikip gitmesi için yapılan yer var ya hani.oranın adını şeyedemedim ama siz anladınız sevgili okur biliyorum bunu.*işte tam orda yürümeniz de ısrarla gereklidir.
deneyiniz,ceksıparovdan daha İYİ yürüdüğünüzü görüceksiniz.esen kalın.
öncelikle *yokuş aşağı yardırıyor olmanız* ısrarla gereklidir.
sonralıkla *yağmur suyunun birikip gitmesi için yapılan yer var ya hani.oranın adını şeyedemedim ama siz anladınız sevgili okur biliyorum bunu.*işte tam orda yürümeniz de ısrarla gereklidir.
deneyiniz,ceksıparovdan daha İYİ yürüdüğünüzü görüceksiniz.esen kalın.
2.02.2010
1.02.2010
şunu anladım ki şu hayatta ayak burkulması diye bişeyi ilk defa yaşıyomuşum ben. hayır eminim daha önce de burkuldu, daha önce de çok acıdı, ama bu kadarı da fazla be bilader. beni uykumdan edebilicek ağrıya ne diyim ki şimdi ben. helal olsun derim ancak. öyle uykudan beni babam gelse uyandıramaz. ki uyandıramıyo da. denedi uzun süreler. hala da deniyo. ama uyandıramıyo işte. babam için de çok üzülüyorum. sen senelerce uğraş didin, kızını hiç bi türlü uyandırama, sonra ağrının teki gelsin, sanki yıllardır bu işi yapıyomuş gibi kızını uykusundan uyandırıversin. hayır kıskanır adam yaa. kıskanmaz mı hiç. off yaa. acı nerelerime vuruyo böyle. gidip uyuyayım biraz.
30.01.2010
29.01.2010
gece uyanmak demişken aklıma ASLI geldi.annem.
gece uyanıp yorganı beline kadar açmış,yarı doğrulmuş bir halde iki kolunu yere parelel uzatmış ellerin birleştirip kıvırmış çapraz şekilde,kafasını iki kolu arasında kalan boşluktan geçirmiş ve bunu yapabilmenin verdiği mutlulukla uykusuna kaldığı yerden devam etmiş.
canım ya <3.
gece uyanıp yorganı beline kadar açmış,yarı doğrulmuş bir halde iki kolunu yere parelel uzatmış ellerin birleştirip kıvırmış çapraz şekilde,kafasını iki kolu arasında kalan boşluktan geçirmiş ve bunu yapabilmenin verdiği mutlulukla uykusuna kaldığı yerden devam etmiş.
canım ya <3.
odamın biyerlerinde havaymetin tüm sezonları var.biyerlerinde.tatilin başından beri düzenli olarak arıyorum.büyük bir gaz var,izlenmeliyimevet,evet.ama bulamayacağım bu bir gerçek.
zögfeyle aldığımız mavi saç parçasını gece uyanıp çorabımın içinden çıkarttığım gün anlamıştım zaten.aramaya lüzum yok, bulamayacağım.çok isterse o beni bulur zaten.
zögfeyle aldığımız mavi saç parçasını gece uyanıp çorabımın içinden çıkarttığım gün anlamıştım zaten.aramaya lüzum yok, bulamayacağım.çok isterse o beni bulur zaten.
20.01.2010
19.01.2010
14.01.2010
13.01.2010
12.01.2010
11.01.2010
hayatta bazen çok yarıcı şeyler oluyor okurcuk.
yılbaşındaodada bulunan her insan için pastada bir mum mevcuttu.insanlar dilek dileyip(dilek dlemek evet.)mumları üflüyorlardı ki sıra bana geldi.canan kişisinin hadi simge hadi şeklinde üstüme gelişi o gece yaşadığım birbirinden iğrenç olaylar vee sonuç.
evet sevgili okurcum.yılbaşındaki pasta mumcuğundan dileğim ALLAH BELANIZI VERSİN oldu.böyle girdim ikibinoona.hayrolsun.
yılbaşındaodada bulunan her insan için pastada bir mum mevcuttu.insanlar dilek dileyip(dilek dlemek evet.)mumları üflüyorlardı ki sıra bana geldi.canan kişisinin hadi simge hadi şeklinde üstüme gelişi o gece yaşadığım birbirinden iğrenç olaylar vee sonuç.
evet sevgili okurcum.yılbaşındaki pasta mumcuğundan dileğim ALLAH BELANIZI VERSİN oldu.böyle girdim ikibinoona.hayrolsun.
3.01.2010
şimdi otobüse binmeye gidiyorum. uzun süre yazamıycam. neden? because of the economical problems. hayır yalan söyledim yurtta internetim yok henüz. arada hasretine dayanamayıp haberdar ederim seni merak etme. aklın bende kalmasın. o değil yarın sınavım var ve daha hiç çalışmadım. otobüste de çalışasım yok, şööyle bi plan yaptım, manisaya kadar takılıcam, manisadan balıkesire kadar çalışıcam, balıkesirden bursaya kadar uyucam, nasıl uyanıcaksam bursada artık, bursaya alarm mı kurucam napıcam, neyse bursadan yalovaya kadar çalışıcam, sonra tekrar uyucam, sonrası allahkerim. o virgüller var ya o virgüller. yok bişey. kendine iyi bak. görüşürüz.
1.01.2010
2010'da birden hayatı değişen var mıdır acaba. piyango falan çıkan insanların birden değişmiştir haliyle ama, onun dışında mesela benim gibi tam 12'de ilk yeni yıl mesajıyla telefonu kilitlenen insanlar vardır belki. bozulmuştur. çok mutsuzum diye gezmişlerdir bi saat boyunca, sonra kendiliğinden düzelmiştir belki. ve mutlu olmuşlardır hiç yoktan. işte bu gerçekten güzel bişey durduk yere mutlu olmak. yeni yıl herkese yok yere mutluluk getirsin.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)












